Orman Toprağı Yerine Sera Toprağı Karışımı Hazırlamak
İlk seramı kurduğum yıl en büyük hatam toprak konusunda oldu. Şehir dışına çıkıp bir ormanın kenarından iki çuval koyu, mis kokulu toprak topladım. "Bu kadar zengin görünen bir şey bitkiye kötülük yapmaz" diye düşünmüştüm. İki hafta sonra domates fidelerimin gövdeleri boğum yerinden incelip devrildi, biberlerin kökünde küçük kurtçuklar buldum, saksıların üstünde ise nereden geldiğini anlamadığım yabani otlar filizlendi. O çuvalları dökerken şunu öğrendim: orman toprağı ormanda harika çalışır, saksıda çalışmaz.
O günden beri kullandığım bütün toprağı kendim karıştırıyorum. Ne dışarıdan çuval taşıyorum, ne de her yıl aynı hataları tekrar ediyorum. Aşağıda sera toprağı hazırlama işini nasıl yaptığımı, hangi malzemeyi neden koyduğumu ve nerede tökezlediğimi olduğu gibi anlatıyorum.
Neden Orman Toprağı Değil de Kendi Karışımım
Bu soruyu bana en çok soranlar, "bedava toprak varken neden para vereyim" diyenler oluyor. Haklı bir soru ama mesele para değil, kontrol.
Ormandan gelen şeyin içinde ne olduğunu bilemiyorsunuz
Orman toprağı canlı bir ekosistemin parçası. İçinde solucan yumurtası, mantar sporu, yabani ot tohumu, larva, bazen de nematod var. Doğada bunların hepsi birbirini dengeliyor. Ama o toprağı alıp kapalı bir seranın içine, ısınan ve nemli kalan bir saksıya koyduğunuzda dengeyi bozuyorsunuz. Zararlılar patlıyor, faydalılar ölüyor. Fidelerde gördüğüm çökerten hastalığının kaynağı büyük olasılıkla buydu. Ev bitkilerinin hastalıkları ve zararlıları konusunda ne kadar dikkatli olsam da, sorunu doğrudan içeri taşırsam yapabileceğim çok az şey kalıyor.
Yapısı saksı için uygun değil
Orman toprağı yerinde durduğunda gevşek görünür, çünkü altında yıllarca oluşmuş bir yapı, kök ağı ve drenaj katmanı var. Kürekle alıp çuvala doldurduğunuzda o yapı dağılıyor. Saksıya koyup birkaç kez suladığınızda çamur gibi sıkışıyor, üstü kabuk bağlıyor, kökler hava alamıyor. Ben bunu su verdikten sonra parmağımı toprağa sokup anlıyorum: sıkışmış toprakta parmak zor giriyor ve çıkardığımda ucunda macun gibi bir tabaka kalıyor.
Doğaya da iyilik yapmıyorsunuz
Bir ormanın üst toprağı onlarca yılda oluşuyor. Birkaç çuval önemsiz gelebilir ama aynı yere herkes gidiyorsa o alan çıplak kalıyor. Kendi karışımımı yaptığımdan beri bu konuda içim rahat.
Kendi Karışımımı Nasıl Hazırlıyorum
Ben karışımı üç işlevle düşünüyorum: tutan kısım (su ve besini tutar), havalandıran kısım (drenaj sağlar), besleyen kısım (organik madde). Bu üçlüyü aklımda tuttuğum sürece elimde ne varsa onunla iş yapabiliyorum.
Temel oranlar ve malzemeler
Genel amaçlı karışımım hacim olarak şöyle: 4 ölçek torf ya da hindistan cevizi lifi, 2 ölçek elenmiş olgun kompost, 2 ölçek perlit, 1 ölçek kum ya da ince pomza. Ölçek dediğim şey benim eski bir plastik kova. Terazi kullanmıyorum, gözle ve elle karar veriyorum.
| Malzeme | İşi | Fazlası olursa |
|---|---|---|
| Hindistan cevizi lifi / torf | Su ve besin tutar, hafiflik verir | Sürekli ıslak kalır, kök çürür |
| Kompost / solucan gübresi | Besin ve mikro canlı sağlar | Tuzluluk, fidelerde yanma |
| Perlit / pomza | Hava boşluğu, drenaj | Çok çabuk kurur |
| İnce kum | Ağırlık ve denge | Sıkışma, ağırlaşma |
Tohum ekimi için bu karışımı değiştiriyorum: komposttan vazgeçiyorum, 3 ölçek lif, 1 ölçek perlit ile daha yalın ve besinsiz bir ortam hazırlıyorum. Tohumun ilk günlerde besine ihtiyacı yok, temizliğe ihtiyacı var. Fidecikler ikinci gerçek yaprağını verince zaten besinli karışıma taşıyorum.
Karıştırma ve nemlendirme
Malzemeleri kuru kuru karıştırmayı sevmiyorum, toz kalkıyor ve hindistan cevizi lifi suyu almıyor. Onun yerine geniş bir leğende önce lifi ılık suyla şişiriyorum, sonra diğerlerini ekliyorum. Elimle bir tutam alıp sıkıyorum: parmaklarımın arasından iki üç damla su geliyor ve avucumu açtığımda topak dağılmadan durup hafif dokunuşta ufalanıyorsa nem doğru. Su şırıl şırıl akıyorsa fazla, topak hiç oluşmuyorsa az.
Kompostu ve kabı temiz tutmak
Karışımın en riskli kısmı kompost. Kendi kompostumu kullanıyorum ama tam olgunlaşmadan asla katmıyorum. Olgun kompostun kokusu ormanın tabanı gibidir, ekşi ya da amonyak gibi kokan bir şeyi saksıya koymuyorum. Ayrıca 5 mm'lik bir elekten geçiriyorum; iri parçaları tekrar yığına gönderiyorum.
Bir de kap meselesi var. Geçen sezon kullandığım saksıları yıkamadan doldurmak, iyi karışıma yapılan en büyük saygısızlık. Ben saksıları sabunlu suyla ovup güneşte kurutuyorum. Aynı şekilde küreği, eldiveni, hatta karıştırdığım leğeni de temiz tutuyorum.
Küçük Notlar ve Kapanış
Karışımı hazırlar hazırlamaz kullanmak zorunda değilsiniz. Ben genelde bir hafta üstü açık bir çuvalda, gölgede bekletiyorum; mikro canlılar yerleşiyor, koku dengeleniyor. Bekleyen karışıma ara ara su serpiyorum ki kurumasın.
İki sezon sonra aynı toprağı yeniden kullanabilirsiniz ama olduğu gibi değil: eski kökleri ayıklayıp hacminin üçte biri kadar taze kompost ve bir tutam perlit ekliyorum. Bu tazeleme işini yapmadığım saksılar